|
Norolojiye giris.
|
|
|
|
|
| Author: | Baslo, Aynur |
| Pub Date: | 03/01/2009 |
| Publication: | Name: Archives of Neuropsychiatry Publisher: Galenos Yayincilik Audience: Academic Format: Magazine/Journal Subject: Health Copyright: COPYRIGHT 2009 Galenos Yayincilik ISSN: 1300-0667 |
| Issue: | Date: March, 2009 |
|
|
|
| Accession Number: | 209408727 |
| Full Text: |
Eskiden agir, bilimsel konulari anlatan kitaplara yukaridaki gibi
isimler konulurdu, mesela "Felsefeye Giris" gibi ...
Yukaridaki basligin boyle bir iddiasi yok, sadece Noroloji Uzmanligina
nasil basladigima iliskin bazi hatiralarimi anlatmak istedim. Basindan baslarsak; Norolojiyi neden sectim? Bizim kusagin ogrencilik devrinde tipta objektif tani yontemleri cok sinirli olup, daha cok biyokimyaya dayali idi. Fizige dayali laboratuvar sadece Radyoloji olup kemik kirik/cikiklarinda pek yararli olmakla beraber, ic organ incelemeleri sadece bulanik bir takim goruntuler veren Akciger grafilerine sinirliydi. Sanirim bu nedenlerle tip daha cok gozleme, dinleme, elleme ile alinan duyumlarin bilgi ve deneyimler ile birlestirilerek, keskin bir "sezgi" isiginda taniya varildigi bir "sanat" idi. Bunlari yapabilenlere "klinigi kuvvetli" denirdi. Acaba tipta daha objektif bulgulardan anatomo-fizyolojik tanilara varilan bir uzmanlik yok muydu? O zamanki aklimla vardi; bir hastada pozitif Babinski veya dismetri ya vardir ya da yoktur, eger varsa, sinir sisteminin belirli bir bolgesinin patolojisine isaret eder. Etyopatogenez ise ancak dort kalem mekanizmadan ibaretti. Bu dusuncelerle Noroloji uzmam olmaya karar verdim, kendimce ... Ve 1958 yilinin kis sonunda Noroloji klinigine kapidan girdim. Bakiniz neler oldu! Stajdan goz asinaligi olan gulec yuzlu bir kidemli asistana (Prof. Dr. Erdogan Ozdamar) yanastim: --Agabey ben buraya asistan girmek istiyorum. --Aman ne iyi! hos geldin kardesim, derhal seni bu isle gorevli bas asistanimiza gotureyim, hemen baslarsin! Aman ne iyi! Oyle yukaridan bakma, suzme gibi alisilmis tavirlar yok, aman oglum devam et... Erdogan bey bir kapiyi acti ve seslendi: --Nedim (Prof. Dr. Nedim Zembilci) bak bu arkadas bize asistan giriyor, bence muvafik ... --Tamam, derhal dekanliktan notlarini getir, ben seni hocaya gotururum, yarin baslarsin! Diye bir ses geliyor ama nereden? EEG makinesinin altidan, elinde bir tornavida, Nedam bey tamirat yapiyor. --Nedim bey ben geldim. --Gel bakalim hocaya (Prof. Dr. Necmettin Polvan) gidiyoruz. Birinci katta baslarda bir oda; hocamn masasi kapiya dogru yampiri duruyor, hoca kapiya yan yan bakiyor, kalin baga gozlukler, cok sik bir kiyafet ... --Efendim, bu arkadas asistan giriyor, notlari musait, bence uygundur, dekanliga kagidini yazalim, yarin baslasin! --... (hoca hafiften bir sarki mirildaniyor ve bana bakiyor) --Efendim, bunlar evraki! ... Himmmm.... (bana) Bak yavrucugum; bir ay biz seni deneyecegiz, bir ay sen bizi deneyeceksin. Ne oluyor? Etti iki ay (elinin 2. ve 3. parmagini oynatarak gosteriyor). Iki ay sonra birbirimizden memnun kalirsak tayinini yapariz ... --Efendim bana asistanlari sen sec derken boyle sart--surt kosmamistmiz ... Oyleyse siz yapiniz! Sak! Benim kagitlari masaya vuruyor, kut! Kapiyi carpip cikiyor Nedim bey ... Amma klinige dusmusum, bas asistan benim yanimda hocaya posta koyuyor. Simdi ben ne yapayim, cikayim mi? Durayim mi? --Sen ona bakma, bunu boyle sey yapariz ... Hoca onune donuyor, gene sarki mirildaniyor. Disan cikiyorum, koridor kalabalik, ben saskin. --Gel servise cikalim, diyor Erdogan bey. --Agabey, dur hele ben sasirdim ... Hoca boyle boyle dedi, hoca beni denerken, ben de klinigi denesem bir ayda biter, neden iki ay anlamadim! --Aldirma hocalarin her dedigi zaten anlasilmaz! Servise cikiyoruz. Antrede buyuk bir masa, basmda iki asistan vizite defteri yaziyorlar (Prof. Dr. Ture Tuncbay ve Dr. Gungor Ozinal-ABD'ye gitti, donmedi). Bana seytan seytan bakiyorlar, sanki kis kis guluyorlar. Erdogan bey "asistan odasina gidelim" diyor. Serviste hasta odalari sirasinin tam ortasinda kucuk bir oda; iki karyola, buyuk bir masa, masanin basinda tarihi bir daktilo ile bir asistan musahede kagidi dolduruyor. --Bu Necip, bak Necip, yeni asistammiz! --Yapma yahu, kardesim baska yer mi bulamadin? --Necap psikiyatri asistani, rotasyona geldi, donecek. --Hem biz cok iyiyizdir, ogleye kadar servisin isini yapar (yalan!) sonra bas asistanla beraber kisin sinemaya, yazin denize gideriz (kuyruklu yalan!) ... Haydi kolay gelsin. Birkac gun sonra aci gercek (!) ortaya cikti: Ben Noroloji asistani olarak 3. durumdayim, serviste 50 yatak var, asistan basma mebzul miktarda yatak dusuyor. Koca Istanbulaa resmen Noroloji nobeti tutan iki kurum var: biri Cerrahpasa Noroloji, digeri Bakirkoy; nobetler sik ve bas vuru yogun; yaz aylan izinler nedeniyle gun asiri nobet tutuluyor. Uzman nobeti yok! Norolojide tedavi yok gibi oldugundan asistan bas vurusu yok, iki asistani (Dr. Arif Poyrali ve Dr. Haydar Dumen) sureleri doldujsu icin servisten kesmisler, biri sevabma poliklinige bakiyor. Iyi ki de bakiyor, poliklinik ana-baba gunu ... Bina eski, bashekim lojmanindan bozma, bir asansoru bile yok. Mefluc hastalar sedyede iki hademe tarafindan merdivenlerden naklediliyor. Orta katta 30, ust katta 20 yatak var, hocalari sirasiyla Prof. Kevan Tukel ve Prof. Sabahattin Kerimoglu. Haftada ikiser gun vizityapiyorlar, bir gun de kursu baskani Prof. Necmettin Polvan tum klinigin vizitini yapiyor. Ust katta gecekondu bir ameliyathanede Prof. Feyyaz Berkay, uzman asistani Nazmi Ozler ile beyin ameliyatlari yapiyor. Universitede Norosirurji uzmanligi olmadigindan asistanlari yok. Onlarin hastalarinin prepostoperatuar bakimlari da bize ait! Klinigin ici hamam bocegi kayniyor, refakatcilar alamunityemekyapiyor. Bir tane diplomali hemsire var, onu da bas hemsire yapmislar, yonetim isi ile mesgul ... Alaydan yetisme onbasilar igne yapiyor, serum takiyor! Hastalaranin temizligini yapmak, beslemek refakatcilere ait; mevcut bu surette 100'u geciyor! Ozet olarak asistan sayisinin azligindan, "asistan olmak istiyorum" diyeni kapip iceri aliveriyorlar! Beni de oyle aldilar. "Deneme donemi" unutuldu, cabucak "fahri asistan" kadrosuna atamami yaptilar. Birkac haftada baska bilgiler, gorguler edindim. Hoca, Prof. Necmettin Polvan her hafta 50 hastanin vizitini yapiyor, asistanlara, bas asistanlara sorular yoneltiyor, hatta ogretim uyelerini sorguya cekiyor. Sonra kendisi aciklamalar yapiyor ... Vizit suresi ortalama 3 saat. Prof. Kenan Tukel (Kanada'da epilepsi ve norofizyoloji egitimi yapmis) haftada iki kez orta katm vizitini yapiyor. Yeni yatan hastalari tektek muayene ediyor, en az 2 saat suruyor. Iki haftada bir norofiryoloji seminerleri yapiyor. Prof. Dr. Sabahattin Kerimoglu (Ingiltere de serebral anjiyografi yapmis) ust katm vizitini haftada 2 defa yapiyor. Yatan hastalarin anjiyografilerini (perkutan karotis) dahiliyenin radyolojisinde seriyograf olmayan bu cihazla yapiyor! Bas asistan Edip Bey (Prof. Dr. Edip Aktin) her gun ogleden sonra tum klinigin vizitini yapiyor ... Ilaveten her gun stajyerlere belirli bir programla tum ogretim uyeleri seminer yapiyor. Butun bunlar hic aksamadan yuruyor ... Ne yazik ki yukaradaki maddi imkansizliklar icinde! Iste boyle bir klinige, boyle bir "giris" yaptim. Giris o giris ... Sonra katilanlar, ayrilanlar; baslangicla kiyaslanamaz gelismeler ... Zemin ve zaman uygun olursa onlara da anlatirim ... Prof. Dr. Anyur Baslo |
| Gale Copyright: | Copyright 2009 Gale, Cengage Learning. All rights reserved. |