Clinical approach to adnexal masses in adolescence/Ergende adneksiyal kitleye yaklasim.
Abstract: The adnexal masses in adolescents contain functional and physiologic cystic formations on one end of the spectrum, and serious malignant tumors on the other end. The primary approach should be expectant management for the cysts which are thought to be benign in this spectrum. The most common malignant tumors in this era are germ cell tumors. The principal clinical approach in these tumors is to preserve organs and fertility. In malignant tumors a staging procedure should also be added. On the contrary, in disseminated tumors the primary surgery is cytoreductive or debulking surgery including radical organ extirpations. Post operative therapy is generally cis platin-containing combination chemotherapy. When tailoring management strategies, the development and psychology of the adolescent girls should be greatly considered as well as preserving fertility to be the ultimate aim of the treatment. Taking the subsequent therapy into consideration, a multidisciplinary approach should be the basis of the management of the malignant tumors of the adenexa.

Key words: Adolescent, adnexal masses, diagnosis, treatment

Ergenlerde fonksiyonel ve fizyolojik over kisti olusumlari, spektrumun diger ucundaki cok ciddi kotu huylu tumorlerle birlikte adneksiyal kitle grubunu olusturmaktadir. Bu yelpazede fonksiyonel oldugu dusunulen olgularda oncelikli yaklasim bekle-gor yaklasimidir. Kotu huylu over tumorlerinin buyuk cogunlugu germ hucreli tumorlerdir. Ergenlerde temel prensip organ ve fertilite koruyucu yaklasimdir. Kotu huylu tumorlerde buna evreleme eklenmelidir. Yaygin tumorlerde ise tumoru ortadan kaldiran daha radikal organ ekstirpasyonlari ve tumor kucultucu yaklasim devreye girmektedir. Operasyon sonrasi yaklasim ise genel olarak cisplatin iceren bir kombinasyon kemoterapisidir. Butun bu tedavileri uygularken ergenin gelisimi, psikolojisi, fertilitesinin korunmasi ve sonraki tedavi sureci de dikkate alinarak multidisipliner bir yaklasim on planda olmalidir.

Anahtar sozcukler: Adneksiyal kitle, ergen, tani, tedavi
Article Type: Report
Subject: Adnexitis (Drug therapy)
Adnexitis (Research)
Drug therapy, Combination (Health aspects)
Drug therapy, Combination (Research)
Teenage girls (Health aspects)
Tumors (Drug therapy)
Tumors (Research)
Author: Gokaslan, Husnu
Pub Date: 03/01/2011
Publication: Name: Turkish Pediatrics Archive Publisher: Galenos Yayincilik Audience: Academic Format: Magazine/Journal Subject: Health Copyright: COPYRIGHT 2011 Galenos Yayincilik ISSN: 1306-0015
Issue: Date: March, 2011
Topic: Event Code: 310 Science & research Canadian Subject Form: Tumours; Tumours
Geographic: Geographic Scope: Turkey Geographic Code: 7TURK Turkey
Accession Number: 255839705
Full Text: Giris

Premenopozal adneksiyal kitlelere yaklasim sekli iyi bilinmektedir. Kitle boyutu 10 cm.'den az, mobil, kistik yapida, tek tarafli ve malignite suphesi bulunmayan kitlelerde 4-6 hafta sure ile bekle-gor yaklasimi tercih edilir. Bu sure zarfinda gonadotropinleri baskilamak ve over islevlerini duzene sokmak dusuncesi ile ostrojen ve progesteron iceren kombine oral kontraseptifler kullanilabilir. Izlem suresi sonunda kitle kaybolur ya da kuculurse klinik takibe devam edilir. Kitle sabit kalir ya da buyurse o zaman cerrahi eksplorasyon yapmak uygun olacaktir. Kitle capi 10 cm.'den buyukse direk olarak cerrahi degerlendirme uygundur (1).

Ergenlerde yaklasim premenopozal olgulardan farklidir. Bu grupta yaklasim prensiplerini anlayabilmek icin pelvik kitlelerin ozelliklerini bilmek yararli olur. Over kaynakli kitleler ergenlerde on planda gelmektedir. Buna karsilik, uterustan kaynaklanan kitleler ise oldukca nadirdir. Ergende adneksiyal kitle ile karsilasildiginda ilk olarak gebelik olasiligi dusunulmeli ve oncelikle dislanmalidir. Serum beta HCG degerine bakilarak klinik oncesi donemde bile gebelik dislanabilir. Klinik belirtiler arasinda en sik karsimiza cikanlar agri, baski hissi ve uriner semptomlardir. Pelvik ve hatta abdominal kitle varligi klinik bulgular arasinda onde gelenlerdir (2). Pelvik agri ile basvuran ve adneksiyal kitlesi bulunan 63 olguda yapilan bir calisma, hangi histolojik tiplerle karsilasilma Yazisma Adresi/Address for Correspondence: Dr. Husnu Gokaslan, Marmara Universitesi Tip Fakultesi, Kadin Hastaliklari ve Dogum Anabilim Dali, Istanbul, Turkiye Turk Pediatri Arsivi Dergisi, Galenos Yayinevi tarafindan basilmistir. olasiligi oldugunu ortaya koymasi acisindan onemlidir. Yas ortalamasi 15,36[+ or -][1,6 olan bu ergen grupta 14 olgu fonksiyonel kist on tanisi ile takip edilmistir. Yirmi iki olgu ise neoplastik olmayan adneksiyal lezyon bulundurmaktadir. Gerekli olan 49 olguya cerrahi girisim uygulanmistir. Cerrahi tedavi uygulanan olgularin histolojik degerlendirme sonuclarina bakildiginda %26,5 oraninda selim epitelyal over kisti, %22,4 oraninda matur kistik teratom ve %4,08 oraninda ise borderline over tumoru oldugu gorulmektedir. Borderline olgu orani oldukca dusuktur ve kotu huylu tumor bulunmamaktadir (3).

Ergen ve cocuklarda en sik rastlanan genital neoplazma over tumorudur (Yillik insidans= 2,6 / 100 000) (4). Baska bir acidan bakildiginda overin kotu huylu tumorlerinin %5'den azi ergen ve cocuklarda gorulmektedir (2). Over tumorleri cocuklarda menars oncesi ortaya cikan tum kanserlerin sadece %1'ini olusturur (2,4). Ergende en sik rastlanan over tumoru germ hucreli tumor olup, 20 yas altinda yumurtalikta bulunan tumorlerin yaklasik ucte ikisi germ hucreli tiptir. Ergenler cocuklarla birlikte degerlendirildiginde bu grupta neoplazmalarin %35'i kotu huyludur (2).

Eriskinlerle karsilastirildiginda germ hucreli tumorler ergenlerde bariz olarak sik gorulur (%60'a karsi %20). Dokuz yas altinda saptanan neoplazmalarin %80 gibi buyuk bir orani kotu huyludur (2). Brenner tumoru disinda butun over tumoru tiplerine menars oncesi cocuklarda rastlanir. Tumorlerin en az %30'u selim kistik teratomdur. Genclerde over kanserlerinin %70'inin germ hucre kokenli oldugu bilinmelidir (5).

Ergen ve cocuklarda over tumorlerinin cogu iyi huyludur. Iyi huylu tumorler %77,2, borderline tumorler %7 ve kotu huylu tumorler ise %15,8 oranindadir (6). Giderek azalan siklikta over tumorlerinin histolojik tip dagilimi germ hucreli tumorler, epitelyal over tumorleri, stromal over tumorleri, lenfomalar ve mikst tumorler olup sirasiyla %49,1, %35,1, %12,3 ve son ikisi %1,75 oraninda bulunmustur (6). Butun kotu huylu tumorler icinde germ hucreli tumorlerin gorulme orani %44,5'tir (6).

Embriyon doneminde germ hucreleri fetal yolk kesesinde uretilir ve primordial germ hucresi halini alirlar. Normal olarak buradan goc ederek karin boslugunda bobreklerin komsu-lugundaki gonad taslaklarina yerlesirler. Neoplastik donusum bu hucrelerde ortaya cikabilir. Anormal olarak farkli yerlere giden hucrelerin genellikle yasam sanslari olmaz ve hucre olumu gerceklesir. Yasam sansi olanlarda ise neoplastik gelisim olasidir. Ortaya cikan neoplastik hucrelerin farklilasmasi baskilanirsa germinom, seminom ve disgerminom olusur. Embriyonal farklilasma sonucunda ise embriyona! karsinom, matur ya da immatur teratom ortaya cikar. Ekstraembriyonik farklilasma ise endodermal sinus tumoru ve koryokarsinom yonunde degisime yol acar (7,8).

Adneksiyal kitlelerin bir bolumu hicbir yakinmaya yol acmazlar ve ancak bir komplikasyon gelisirse tespit edilirler. Ruptur ya da torsiyon gibi komplikasyonlara yol acan kitleler ise ani belirtilere neden olurlar. Cerrahi girisimlere yol acarlar. Bunun yaninda, en sik karsilasilan belirti pelvik agri olmakla birlikte, adet duzensizlikleri ve pelvik rahatsizlik hissi de gorulebilir (3).

Klinikte en yaygin olan semptomlar abdominal agri ve kitledir. Kitleler ozellikle cocuklarda pelvis boslugunun hacminin yetersiz olmasi nedeniyle fazla buyumemis olsalar bile abdomen bosluguna tasarak batinda sislik olusturabilirler. Torsiyon, kist rupturu ve perforasyon gibi komplikasyonlar olusursa gelisen akut batin sendromu sonucunda siddetli agri, periton iritasyonu bulgulari ya da batin ici kanama ortaya cikabilir (5).

Bazi over tumorleri klinik bir belirti gostermeden ancak acil basvuru sonucunda yapilan arastirmada ya da operasyonda ortaya cikarlar. Laparatomi esnasinda tani konulan tumorler azimsanmayacak olcude olup %25 oranindadir (5). Bu durum belirtilerin nonspesifik olmasindan da kaynaklanabilir. Ayirici taniya giren durumlari iyi degerlendirmek gereklidir. Bu olgulara yanlislikla ergen ve cocuklukta yaygin olarak rastlanan apandisit, intususepsiyon ya da volvulus tanilari konulabilir. Bu nedenle, pediatrist ve pediatrik cerrahlar abdominal agri ya da batinda kitle yakinmasi ile basvuran olgularda over tumorlerini dusunmeli ve dislamalidirlar (5).

Adneksiyal kitle ile basvuran olgularda ilk olarak sistemik bir degerlendirme icin genel fizik muayene yapilmalidir. Pelvik degerlendirme genellikle daha kisitli bir muayene yontemi olan rektal tuse ile yapilir. Rektal muayene pelvis icindeki tumorler icin yardimci olabilir. Fakat batin icindeki tumorleri saptamak icin yetersiz bir yontemdir. Bu nedenle tani icin goruntuleme teknolojisinden yararlanmak gerekmektedir. Ultrasonografi (USG) basta olmak uzere Doppler USG, Bilgisayarli Tomografi (BT), Magnetik Rezonans Goruntuleme (MRG) mutlaka devreye girmektedir (5).

USG oncelikle gebelik olmadigini kanitlamak icin kullanilmalidir. Bunun yaninda, kitlenin solid ve kistik ozelliklerini ortaya cikarmasi ve kolay uygulanabilir olmasi en tercih edilen yontem olmasini saglamistir. Abdominal BT ya da MRG sayesinde ise kotu huylu tumor varsa yayilimi, kalsifikasyonlar ve metastaz varligi saptanabilir. Serumda bakilan tumor belirtecleri de tumorun cinsi ve malignite durumu konusunda fikir verebilirler. Bu amacla alfa- fetoprotein, [beta]-HCG, CA-125 gibi cesitli tumor belirtecleri kullanilmaktadir (9).

Over tumorlerinde kullanilan belirtecler ozgul olmamakla beraber tani ve takipte buyuk yararlar saglamaktadirlar. Epitelyal over tumorlerinde CA-125, endodermal sinus tumorunde alfa-fetoprein (AFP), koryokarsinomada [beta]-HCG, disgerminomada laktat dehidrogenaz (LDH), granuloza hucreli tumorlerde inhibin ve Mullerian inhibe edici madde (Mullerian Inhibiting Subtance- MIS), Sertoli-Leydig hucreli tumorlerde testosteron ve gastrointestinal kokenli tumorlerin over metastazi olan Krukenberg tumorunde karsinoembriyonik antijen (CEA) klinik uygulamalarda yerini almistir. Halen arastirma yapilan cok sayida tumor belirteci bulunmaktadir (10).

Ergenlerde adneksiyal kitle ile karsilasildiginda gebelik olasiligi her zaman akilda tutulmali ve gebelik olmadigindan emin olmak icin serumda [beta]-HCG ve USG ile degerlendirme oncelik olmalidir (10). Gebelik dislandiktan sonra basvuru esnasindaki klinik duruma uygun bir yaklasim tarzi izlenebilir. Adneksiyal kitle bulunan ergenler farkli klinik tablolar ile karsimiza cikarlar. Buna gore yaklasim tarzinda da degisiklikler olabilir. Pelvik ya da abdominal kitlenin yaninda endokrin bulgularin da eslik etmesi etiyolojik arastirma gereksinimini ortaya cikarir. Bu yas grubunda pubertas prekoks ya da diger endokrin bozukluklar ile birlikte adneksiyal kitleler bulundugunda hormonal olarak etkin tumorleri dusunmek yerinde olacaktir. Diger bir basvuru sekli acil olarak hastaneye gelmektir. Klinik belirtisi olmayan ya da over tumoru icin spesifik olmayan belirtileri olanlar da birden baslayan bulanti, kusma, periton bulgulari ve batin icinde kanamaya isaret eden degisiklikler ile acil basvuruda bulunabilirler. Bu durumda en olasi tani over torsiyonu oldugundan organ kaybini onlemek icin derhal acil cerrahi girisim gereklidir. Buna karsilik, fonksiyonel folikul kistleri oldugu dusunulen ergenlerde ise en uygun yaklasim bekle-gor seklinde ve oral kontraseptifler verilerek koruyucu bir izlem olmalidir (2).

Ergenlerde koruyucu yaklasim tarzi esastir. Cunku overler bu yas diliminde sadece dogurganlik ve ureme islevi icin degil ayni zamanda ergenin yapisal ve cinsel gelisiminin olgunlasmasinin tamamlanmasi icin salgiladigi hormonlarla endokrin islevi nedeniyle de onemlidir (5). Adneksiyal kitleye yaklasim prensiplerini belirleyen ana etken budur.

Perimenenarseal ve perimenopozal donemlerde fonksiyonel over kistlerine cok sik rastlanir. Ultrason incelemesi bu tur kistlerin belirlenmesini kolaylastirmaktadir. Fonksiyonel over kistlerinde kabul edilen birincil yaklasim bekle-gor seklinde izlemdir. En az 6 hafta bekledikten sonra yapilan ultrason tekrarina gore karar verilir. Bu kistlerin buyuk bir bolumu iki adet doneminden sonra kaybolurlar. Bu bekleme doneminde kombine oral kontraseptif uygulamasini yegleyen klinisyenler bulunmaktadir. Altta yatan dusunce gonadotropinlerin etkisini baskilayarak over islevlerini duzene sokmaktir. Fakat yapilan calismalarda bekle-gor yaklasimina bir ustunlugu kanitlanmis degildir. Tekrarlanan USG'de gerileme yoksa izlenecek yol cerrahi girisimdir (11). Secilecek cerrahi yaklasim olarak minimal invaziv ozelliklerinin yaninda hem tani hem de tedavi olanaklari saglayan laparoskopik girisim uygun olgularda oncelikle dusunulmelidir. Over torsiyonu durumlarinda organin torsiyonunun acilmasi ve bir sure kanlanma durumunun degerlendirilmesi denenmelidir. Kanlanmasi geri donen olgularda tekrar torsiyon olasiligini ortadan kaldirmak amaciyla ooforopeksi yapilmasi ise tartismalidir. Laparatomi malignite dusunulen olgularda tercih edilecek yaklasimdir. Selim kistlerde ise organin kistik bir kisminin cikarilarak geride mumkun oldukca over dokusu birakilmalidir. Koruyucu cerrahi olarak ooforektomi yerine ovarian kistektomi uygun olgularda tercih edilmelidir (2). Bu yaklasimi destekleyen bir calismada 139 saglikli ergen folikuler fazda USG takibine alinmistir. Bu takip esnasinda over kisti saptanan 17 (%12,2) olguda uc aylik bir izlem suresinin sonunda kistlerin kendiliginden ortadan kayboldugu gozlenmistir. Ostrojen-progesteron iceren kombine oral kontraseptif kullanilan 6 olgudan 4 tanesinde 2-6 aylik bir zaman zarfinda etkin bir tedavi saglanmistir. Kalan iki olguda yapilan cerrahi girisimde birinde kistik teratom ve digerinde basit folikul kisti saptanmis ve ergenlerde over kistlerinin seri ultrasonla takip edilmesinin uygun yaklasim oldugu kabul edilmistir (12).

Adneksiyal kitlesi ile birlikte pelvik agrisi olan ve yas ortalamasi 15,36[+ or -]1,6 olan 49 olguya yapilan cerrahi girisim sonuclari bildirilmistir. Bu olgulardan 45 tanesinde laparoskopik yaklasim kullanilmistir. Sonuc olarak, olgularin %9,52'sinde akut over torsiyonu, %55,1'inde over neoplazmasi bulunmus, buna karsilik kotu huylu tumore rastlanmamistir. Gercek over neoplazmalarinin ergende yaygin cerrahi endikasyon olusturdugu ve uygun olgularda minimal invaziv girisimin emin bir yaklasim oldugu gosterilmistir (3).

Hastanin klinik durumuna gore cerrahi yaklasim sekline karar verilmelidir. Selim oldugu dusunulen adneksiyal kitlelerde laparoskopik yaklasim kabul edilebilir bir secenektir. Fakat malignite suphesi olan olgularda laparatomi kacinilmaz olmaktadir (5).

Ergende over tumorlerinde primer yaklasim koruyucu cerrahidir. Kotu huylu tumorlerde evreleme hastaligin yayginligini belirlemek ve operasyon sonrasi tedavi seklini planlamak icin gereklidir (9).

Over tumorlerine cerrahi girisimde bulunan merkezlerde mutlaka donmus kesit (frozen section) olanaklari bulunmali ve sonuc kotu huylu ciktigi zaman radikal kanser cerrahisi ve evreleme yapabilecek jinekolojik onkoloji yan dal uzmanlari olmalidir (11).

Evreleme cerrahisinde genel olarak batina girildikten hemen sonra sitolojik inceleme icin batin yikanti sivisi alinir. Ardindan kapsamli bir abdominal ve pelvik eksplorasyon yapilmali, supheli alanlardan biyopsiler alinmali, pelvik ve para-aortik lenf nodlarinin orneklenmesi ve omentektomi islemleri ile devam edilmelidir (9).

Ergenlerde fertilitenin korunmasi amaciyla overlerden mumkun olan en az miktarda fakat tani ve tedavi icin yeterli olacak sekilde dokunun cikarilmasi temel prensiptir. Overlerde yapilabilecek en sinirli cerrahi islem kistektomidir (2). Unilateral salpingo-ooforektomi ise over dokusunun tamaminin tutuldugu ve koruyucu cerrahinin mumkun olmadigi durumlarda tuple birlikte cikarilmasidir (5).

Evre I over kanserli menars oncesi kizlarda overe sinirli tumorlerde koruyucu yaklasimla unilateral salpingo- ooforektomi yapilabilir. Over disina tasmis tumorlerde ise daha radikal bir yaklasimla bilateral salpingo-ooforektomi ve histerektomi yapilmalidir (5). Ileri evre over kanserlerinde fertilite koruyucu cerrahinin yeri yoktur. Eriskinlerde oldugu gibi tumor kucultucu cerrahi prensiplerine uymak yerinde olur.

Ergenlik cagi tumorleri arasinda onemli yeri olan bazi neoplazmalarda yaklasim sekillerini ozel olarak gozden gecirmekte yarar vardir. Bunlar icinde onde gelen tumor over teratomlaridir. Teratomlarin ergenlik doneminde en sik rastlanan tumor oldugu bilinmektedir. Bebeklerde teratomlar daha ziyade over disindaki vucut bolgelerinde belirgin olarak daha sik gorulur. Hormon ve gonadotropinlerin yuksek duzeyde oldugu puberte donemi en sik karsimiza ciktiklari zaman dilimidir. Over teratomlarinin 9 yasindan once kotu huylu olma olasiligi oldukca yuksektir (9).

Cerrahi yaklasim ve evreleme prensipleri genel yaklasimdan fazla bir fark gostermemektedir. Tek tarafli koruyucu bir yaklasim ile birlikte karsi overin degerlendirilmesi, sitolojik ornek alinmasi, omentumun cikarilmasi ve varsa periton implantlarindan biyopsiler alinmasi seklindedir. Kemoterapi planlanan olgularda apendektomi de onerilmektedir (9).

Disgerminom radyasyona oldukca hassas bir tumor olmasina ragmen operasyon sonrasinda butun tumor tipleri ve evrelerde kemoterapi, radyoterapiye bircok ustunlugu ile tercih edilmektedir. Ayrica kemoterapi fertilite uzerine radyoterapiye gore daha az olumsuz etkiye sahiptir. Overin germ hucreli tumorlerinde standart postoperatif yaklasim kombinasyon kemoterapisi seklindedir. Bu alanda cisplatin turevleri yasam oranlarinda sagladiklari belirgin artisla bu tip tumorlerin tedavisinde yeni bir cigir acmislardir. Son zamanlarda karsit over ve uterusta tutulum olmayan olgularda fertilite koruyucu yaklasimin yeri, uygulanabilirligi ve emniyeti lehte bircok calisma ile kanitlanmistir (9).

Disgerminomlarin %75'i yasamin ilk yirmi, otuz yili icinde ortaya ciktigindan ozellikle ergenlik donemini ilgilendiren bir tumordur (13). Erkeklerde gorulen seminomun kadinlardaki karsiligi olan bu tumorlerin tedavisinde erkek hastalarin tedavisinden elde edilen veriler esas alinmistir. Germ hucrelerinden koken almakta olan disgerminomlar gonadogenezin cinsel olarak henuz farklilasmamis oldugu evreden kaynaklanmaktadirlar. Diger germ hucreli tumorlerde pek rastlanmayan bilateral olma olasiligi (%10-15) yuksek olan tumordur (13). Yaklasim bu ozellige gore sekillendirilmelidir. Bazen LDH ve HCG duzeylerinde yuksekliklere neden olarak diger germ hucreli tumorlerle belirtec yonunden karisabilir (13). Koruyucu cerrahi yas geregi on plandadir. Disgerminomlarda yaklasim overe sinirli olgularda tek tarafli koruyucu cerrahi, ancak batin ici yayilim bulgusu olanlarda radikal yaklasim ile tumor kucultucu cerrahidir (13).

Gonadoblastoma daha nadir olarak karsimiza cikar. Gonadal disgenezi olan ve ozellikle bir kromozomu Y olan olgularda gorulur. Bu durumda dis genital organlar tam olarak maskulinizasyon gosteremezler. Bu sekilde basvuran olgularda tanida USG ve BT gibi goruntuleme yontemleri on plandadir. Kendileri malign olmamakla birlikte kotu huylu germ hucreli tumorlerin kaynagi olmalari nedeniyle profilaktik gonadektomiyi gerektiren bir tumordur. Bazen anormal miktarlarda ostrojen ureterek olumsuz klinik tablolara yol acarlar (7).

Sertoli-Leydig hucreli tumorlerde hormonal aktif tumorlerdir. Sertoli hucreleri ostrojen ve Leydig hucreleri androjen uretirler. Klinikte karsimiza baskin olan hormonun etkileri on planda olmak uzere feminizasyon, virilizasyon ya da pubertas prekoks bulgulari ile gelirler. Kemoterapi ve radyoterapiye germ hucreli tumorlere gore direncli olduklarindan tedavi icin en etkin secenek cerrahidir (7).

Ergenlerde over tumorlerinde operasyon yaklasimi tumorun tipi, evresi, derecesi, cerrahi girisimin sekli, kalan tumor dokusunun miktari ve hastanin genel durumu gibi bircok ozellige bagli olarak degiskenlik gostermektedir. Genel olarak, disgerminom disindaki germ hucreli tumorler kemoterapiye son derece hassastir (14). Disgerminom hem kemoterapiye hem de radyoterapiye cok iyi yanit verir. Radyoterapi fertilite uzerine daha olumsuz etki yaptigindan nadiren kullanilir. Kombinasyon kemoterapisi esastir. Bleomisin, cis-platin ve etoposid kombinasyonu kabul goren bir kemoterapi seklidir. Alfa-fetoprotein ve |3-HCG takipte son derece yararlidir ve yukselmesi yinelemenin bir belirtisidir (14).

Ergenlerde olgu sayilari sinirli oldugundan ve tam bir yaklasim birlikteligi saglanamadigindan kesin bir algoritma olusturmak zordur. Fonksiyonel ve fizyolojik over kisti olusumlari, spektrumun diger ucundaki cok ciddi kotu huylu tumorlerle birlikte adneksiyal kitle grubunu olusturmaktadir. Bu yelpazede fonksiyonel oldugu dusunulen olgularda primer yaklasim bekle-gor yaklasimidir. Buna karsilik, diger olgularda temel ilke organ koruyucu yaklasimdir. Kotu huylu tumorlerde buna evreleme eklenmelidir. Yaygin tumorlerde ise tumoru ortadan kaldiran daha radikal organ ekstirpasyonlari ve tumor kucultucu yaklasim devreye girmektedir. Operasyon sonrasi yaklasim ise genel olarak cisplatin iceren bir kombinasyon kemoterapisidir. Butun bu tedavileri uygularken ergenin gelisimi, psikolojisi, fertilitesinin korunmasi ve sonraki tedavi sureci de dikkate alinarak multidisipliner bir yaklasim on planda olmalidir.

DOI: 10.4274/tpa.46.48

Kaynaklar

(1.) Drake J. Diagnosis and management of the adnexal mass. Am Fam Physic 1998; 57: 2471-80.

(2.) Davis AJ. Pediatric and adolescent gynecology. In: Gibbs RS ed(s). Danforth's Obstetrics and Gynecology. 10th ed. Philadelphia: Lippincott Williams & Wilkins, 2008: 555-66.

(3.) Kocak M, Beydilli G, Dilbaz S, Tasci Y, Haberal A. Adnexal masses in adolescent girls with pelvic pain: report on 63 patients. Gynecol Surg 2008; 5: 203-7.

(4.) Pienkowski C, Baunin C, Gayrard M, et al. Ovarian masses in adolescent girls. In: Sultan C (ed): Pediatric and Adolescent Gynecology. Evidence-based clinical practice. Endocr Dev. Basel: Karger, 2004; 7: 163-82.

(5.) Muram D. Corbacioglu A cev (ed)s. Pediatrik ve Adolesan Jinekoloji. In: Decherney AH, ed. " Current Diagnosis and Treatment" Serisi. Guncel Obstetrik ve Jinekoloji Tani ve Tedavi. 10th ed. Ankara: Gunes Tip Kitabevleri, 2010: 540-69.

(6.) Hassan E, Creatas G, Deligeorolgou E, Michalas S. Ovarian tumors during childhood and adolescence. A clinicopathologi-cal study. Eur J Gynaecol Oncol 1999; 20 : 124-6.

(7.) Herzog C. Gonadal and Germ cell Tumors. In: Behrman RE ed (s). Ne lson Textbook of Pediatrics. 17th Ed. Philadelphia: Saunders, 2004; 1723-4.

(8.) Pierce GB, Abell MR. Embryonal carcinoma of the testis. Pathol Annu 1970; 5: 27-60.

(9.) Helikson ME. Teratoma 101. In: Ziegler MM ed. Operative Pediatric Surgery. USA: Mc Graw-Hill Companies, 2003; 1198-9.

(10.) Davidson SA. Management of adnexal mass. In: Gibbs RS ed (s). Danforth's Obstetrics and Gynecology. 10th ed. Philadelphia: Lippincott Williams & Wilkins, 2008; 161-72.

(11.) Tzadik M, Purcell K, Wheeler JE. Onan A cev ed. Over ve tuplerin benign hastaliklari. In: Decherney AH (eds). " Current Diagnosis and Treatment" Serisi. Guncel Obstetrik ve Jinekoloji Tani ve Tedavi. 10th ed. Ankara: Gunes Tip Kitabevleri, 2010; 654-61.

(12.) Porcu E ,Venturoli S, Dal Prato L, Fabbri R, Paradisi R, Flamigni C. Frequency and treatment of ovarian cysts in adolescence. Arch Gynecol Obstet 1994; 255: 69-72.

(13.) Larma J, Gardner GJ. Gungor M cev ed. Over kanseri . In: Fortner KB ed. John Hopkins Jinekoloji ve Obstetri El Kitabi. 3rd ed. Ankara: Gunes Tip Kitabevleri, 2008; 508-25.

(14.) Williams SD. Malignant ovarian germ cell tumors. Gynecologic Cancer. In: Gershenson DM, ed. Controversies inmanagement. Philadelphia: Elsevier Churchill Livingstone, 2004; 499-502.

Husnu Gokaslan

Marmara Universitesi Tip Fakultesi, Kadin Hastaliklari ve Dogum Anabilim Dali, Istanbul, Turkiye

Yasima Adresi/Address for Correspondence: Dr. Husnu Gokaslan, Marmara Universal Tip Fakultesi, Kadin Hastaliklari ve Dogum Anabilim Dali, Istanbul, Turkiye
Gale Copyright: Copyright 2011 Gale, Cengage Learning. All rights reserved.